Yazmak


Bir gün şiir geldi içimden. Öyle bir arzu ki anlatamam. Askerdeyim ve yazmak sakıncalı biraz da. Ama yazmalıyım. Yazdım ilk özenli şiirimi. Yıl 1999. /yalnız/ kuşlar/ titrer/ rüzgarda/ diye başlayan. Ama sonra gerisi sökün etti. Durup düşündüğümde, bir soluk aldığımda yıl 2004 olmuştu. Artık elimde yüzün üzerinde şiir olmuştu. Ama kime okutacaksın, kimin fikrini alacaksın? Çevremde hatırı sayılır bir şair yok. Meğer şairler de bir sülaledenmiş. Bir arada yaşar ve birlikte nefes alıp verirlermiş. Kendi yakınlarına önsözler yazar, kendi çevrelerine ön gözler olurlarmış. Onun için anne, baba, oğul, kız yazarlar; gazeteciler, müzisyenler ve tiyatrocular yetişiyormuş. Tamircinin çocuğu tamirci misali. Benim babam çiftçiydi ne yapalım! Ben şair olacaksam şair kızı ve oğullarından çok daha iyi bir şeyle gelmeliydim karşılarına. Daha çok kuş tutmalı, daha çok kuş uçurmalıydım. Öyle düşünüyordum. Hala da öyle düşünüyorum. Bir önsöz için kimin kapısını çalsam diye düşünürken. Şiir kapımdan yavaşça dışarı süzülürken.İnsan niçin yazar bunu herkes düşünmüştür kendince ve bir cevap vermiştir kendince. Benim yazmam bir ağacın yarasından süzülen bal gibi, sakız gibi. Yerseniz size, yemezseniz bana derman. Neden ille de şiir derseniz: bunun belli bir nedeni yok. Uzun yazamadığımdan biraz da. Ben kısa kelimelerle, öz konuşmalarla söylüyorum söyleyeceğimi belki de. Bu yüzden sert ve kırıcı oluyor söylediklerim sanırım. Herkes şiir yazar senin farkın ne diyebilirsiniz. Evet . yazmalı da. Farkım söyleyişim olmalı. Yoksa yepyeni şeyler söylemek bana mı kaldı. Bunca ozan dururken. Şiir yazmanın ayrıcalıklı bir eylem olduğunu savunmuyorum katiyetle. Herkes kendi yoluna gider ve bir yolun diğerinden daha önemli olduğunu savunanlar ispatlamakla da mükelleftir. Ben her yolun kendince önemli olduğunu söylüyorum.  Daha önemlisi yok. Şiir de herhangi bir yol. O kadar. Ben bu yoldan gidiyorum.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR

YORUMU CEVAPLAYIN