ÜLKEMİZ İÇİN NE YAPIYORUZ YA DA ÜLKEMİZE NE YAPIYORUZ?

ÜLKEMİZ İÇİN NE YAPIYORUZ YA DA ÜLKEMİZE NE YAPIYORUZ?


Toplumsal akıl sağlığının koşulları nelerdir? Bizler akıllı insanlar olarak değerlendirme gücümüzü mü kaybediyoruz? Yaşanılanlar hoşumuza gitmeyince düşünce üretmekten vazgeçip dolmuşlara binmeye mi başlıyoruz? Yaşama dair tutum ve davranışlarımız hızla değer yitiriyor ve biz güneş altında kalmış kar yığınlarına mı dönüyoruz? Aklı selim nereye gidiyor? Ben bu filmi daha önce de görmüştüm diyen yok mu? Hadi toplumsal hafıza yitimi hızla büyüyor da, bir akıl sağlığını koruyan birey yok mu? Yoksa onlar da çoktan bu infiale katıldılar da haberimiz mi yok?\r\n\r\n1993 yılında Refah Partisi belediyelerle başlayan yükselmesini iktidarla taçlandırınca bu hayal kırıklığını yaşamıştı toplumumuzun bir kısmı? Ben o yıllarda radyoculuk yapıyordum. Ne yapacağız yollu, ağıtlı şikayet telefonları alıyordum. Söylediğim şuydu: eğer demokrasiye inanıyorsanız kimin geldiğine hayıflanmayacaksınız. Kim toplumu daha iyi gerekçelerle ikna etmiş ise o geliyor. Demek ki kaybedenlerin ya çalışmaları,ya inandırıcılıkları eksik. Ya da projeleri yok. Şimdi de onu diyorum.\r\n\r\nAKP iktidarı geldiği günden beri laik kesimden yoğun bir itiraz geliyor. Sanki AKP’yi askeri darbe iktidara getirdi(!). tamamen demokrasinin araçlarıyla geldiler. Yıllardır askeri zor dönemlerinde demokrasi diye bağıranlar, şimdi demokrasinin onlara getirdiklerini neden kabullenmiyorlar. Kendini bir şeyin üzerinde görmekten vazgeçmeyenlerin daha yaşayacakları çok hayal kırıklıkları olacak. Burada bir şeyden kastım:bilimsel düşünce, demokrasi,insan hakları,toplumsal barış… bunları sadece kendisi iktidardayken isteyenlerin de en az şimdikiler kadar takiyyeci olduklarını söyleyebiliriz. Korkuyla halkı kışkırtmak aklı devre dışı bırakmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Sanırım bilimsel düşünce, Atatürkçülük gibi saygın kurumları da kullanarak iktidar olmayı hedefleyenlerin bu gelişmişlik düzeyinde toplum için üretecek çok fazla projeleri olmalı. Yaşam bunu zaten önümüze koyuyor. Ama onlar proje üretme zahmetine katlanmadan, demokrasiyi kendi içlerinde işletmeden, yeni bir sözü olanı linç etmeye çalışarak iktidar olmayı seçiyorlar ve yanlarına da halkı almağa çalışıyorlar. Bunun tutması mümkün görünmüyor. Çünkü AKP çalışıyor(!).\r\n\r\nPeki bizlere düşen bir görev var mı? Evet. Halk olarak AKP ve diğer zevat arasında, hepsine de hayır diyeceğimiz bir ortam var. Bu temcit pilavını her gün yemek zorunda değiliz. O halde kendi liderimizi çıkarmak için buluşmalar , tartışmalar yapmanın zamanı belki de çoktan geldi de geçiyor. Bizlerin layık olduğu yönetimler kişisel çıkarlarını gerek müstevlilerin siyasi emelleriyle birleştirenler,veya ulusal değerlerimizi şahsi çıkarlarının bir argümanı olarak kullanan basiretsizlerin başında bulunduğu, kısır tartışmaların olduğu yönetimler değildir. Bizler hangi kökene sahip olursak olalım Türkiye’nin gerçek sahipleri olarak, aramızda yaratılmak istenen türk-kürt,alevi-sünni gibi kesinlikle bizlerin çıkarlarına ve esenliğine olmayan yapay çatışmaların içinde yer almayarak, ayağa kalmalı ve kendi kaderimize sahip çıkmalıyız. Ülkemizin üzerinde oynanan bütün oyunları siyasi ayrım yapmaksızın boşa çıkaracak bir birlik hareketini başlatmalıyız. Bunun için aklımızı dinç ve diri tutmalıyız. Bir partinin peşinden değil kendi varlık değerlerimizin peşinden gitmek için bugünden yola çıkmalıyız. Klasik sloganlar değil, yaşamak istediğimiz hayalin sloganlarını da üreterek kendi kaderimizi elimize almalıyız. Buna kimler güç verirse bu ülkenin onlara ihtiyacı var!\r\n\r\nBir evin içinde yaşayan aile fertlerinde değişik siyasi partilere oy veren bireyler vardır. Ama aile bozulmaz. Birbirlerine sevgileri azalmaz. TÜRKİYE BİZİM EVİMİZ,HALKIMIZ AİLEMİZ. Bunu her ortamda savunmalıyız. Kışkırtmalara sadece bu slogan bile karşı koymak için yeter. AKLIMIZI KORUYALIM. ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKALIM. AİLE(HALKIMIZA) BİREYLERİNE ZARAR VERMEYELİM, VERENLERİ DE UYARALIM(!).\r\n\r\nBu maili mümkün olduğunca tanıdıklarımıza yollayalım. Halkımızı uyaralım.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

No related post

YORUMLAR KAPATILDI