Seni Düşündüm

Seni Düşündüm


Dün seni düşündüm. Sonbahar yaprakları gibi rengarenk saçın gözlerimin önünde uçuşup durdu. Özlemin koyu bir kahve aroması gibi burnumun direğini sızlatıp geçiverdi. İçimde kırılan cam parçaları soğuğunu kalbime bıçak gibi saplarken, usul usul kanadım kendimden geçene dek. Seni özlemenin buruk tadını aklımın her köşesine işledim gün boyu. Karlı bir Ankara akşamında senin karabasanların doluştu akşamıma. Dün seni düşünürken gece boyunca.Dün seni düşündüm. Sevmenin karanlık ucundaydın. İhanetin ve kabusun pususunda sevdikçe ortak olduğum bir yalandın. Her fırsatta yatağına sokulduğum çekici bir yalandın. Biz aldatmanın sıcak yorganına sarılarak sabahlara dek seviştik. Kendimizi kanatırcasına seviştik. Yaşamanın ve ölmenin kıyısında gidip geldikçe, uçurumlar kapandı, yollar kısaldı gece sabaha döndü. Sen ayıplarını örtündün...Ben çırılçıplaktım günahlarımla...Kar soğuğunu içime bırakıp...çekip gitti. Güneş resim defterlerindeki bir figürdü sadece… sıcağını kaybetmişti çoktan. Mevsim kıştı. Kıyamet henüz kopmamıştı. Herkes kendi kıyametini taşır dedim içimden. Kendi işlediğim günahların kefaretini öder gibi.. herkes kendi cehenneminde yaşar eğer cennet çıkmamışsa yoluna...Dün seni düşündüm. Düşünmek ihanete davet değil midir dedi arkadaşım. Düşünmek ihanet değildir dedim cevaben. Eğer düşünmeye yasak koyarsan ihanet edersin dedim doğruya. Çünkü insan düşünmenin ürünüdür bir yerde. Eğer özgür bırakmazsan düşünü, tercihlerinde doğruyu nasıl bulacaksın. Yanlışa meyletmeden nasıl vazgeçersin dedim yanlıştan. Sustuk...Dün seni düşündüm. bir salkım üzüm gibi çekti canım seni. Bir yudum şarap gibi.. kendimden korktum. Seni sevmenin ve özlemenin korkutucu olabileceğini hiç düşünmemiştim oysa. İnsan yüksekten, alçaktan, karanlıktan korkarda, sevmekten korkar mı? Korktum. Hem de içim titreyerek. Yalnızlığın gayya kuyusunda yolumu kaybetmek üzere kapattım kapıları. Yitik sevda mezarlığında gezinirken, adını okudum mezar taşında. Dün bu yüzden seni çok düşündüm.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR

YORUMU CEVAPLAYIN