OLAN-BİTEN

OLAN-BİTEN


Olan bitenlerle ilgili biraz kafamı yormak istiyorum bugün. Olan ne? Biten ne?Olan:Sanırım ülkemizde olanlardan başlamalıyım.Ülkemizde olan müthiş bir keşmekeş. Alt üst oluş. Devrimci durum. Ama bunlar devrime sebep olmuyor. Daha çok biz kültürel altyapımz gereği alt üst oluşu sevişme olarak algılıyoruz ve bundan devrim sonucu çıkarmıyoruz. Sevişmek için uygun zemin arayışı çıkarıyoruz. Sonuç olarak da "devrimci duruş" olarak kalıyor her şey. Hiç ilerlemiyor.Olan: Kişisel alanda bir kimlik bunalımı oluyor. Sağcı-solcu-dinci-kinci hepsi bunalım. İlerleme olmayınca bunalıyoruz. Sağcı kapitalist olmak istemiyor tam olarak. Çünkü sömürü kelimesinden hoşlanmıyor. Solcu sosyalist olmak istemiyor çünkü biraz kendini düşünmek de istiyor. Dinci tam teslim olmak istemiyor, çünkü biraz sağa sola takılmak istiyor. İçmek,sevişmek,türlü cevizler kırmak istiyor. Sonra tam teslim olmak istiyor. Kinci... ha o tam istediği gibi. Kin tutup duruyor. Çünkü hayat onun istemediği şekilde cereyan ediyor.Olan: Kimlik bunalımı. Önceden Sağcılık, sonra solculuk, daha sonra dincilik, sonra cumhuriyetçilik, sonra muhafazakarlık, laik cumhuriyetçilik,şimdi tekrar dincilik revaçta. Bu da bizim vatandaşımızı yanar döner yapıyor. Seviyor sevmiyor falı bu yüzden tutuyor bu ülkede.Olan: Kendini ifade etme sorunu. İfade özgürlüğü olmadığı için sorun olmaya devam ediyor kendini ifade etmek. Olmadık yerde ben Kürdüm biliyor musun veya ben eşcinselim biliyor musun? sorusuyla karşılaşabilirsin. Kıllı değilsin ama... Hemen bıyık bırakırım. Kıro değilsin ama... He wallah. O zaman ananı s.... hewal. oldu mu he?Eşcinsel de değil gibisin... Kırıtıyorum ya. Yok yani kalın bıyıkların var. Kestim. Şimdi nasıl? Kıçına benzemiş mi ağız bölgem?Sonuç: Obsesif-kompülsif bozukluk. Sınırda kişilik bozgunları. vb.vb.Olan: Dindarlık paye görünce kafasına bez geçiren dindar oluverdi. Ama moda ve sermaye bu kadar basit olmadığını hatırlatınca işin, "ipekçiler" girdi piyasaya. Görünmez olması için çabalanan vücutların üzerinde uçuşan ipeksi dokunuşlar hayal dünyamızı inanılmaz zenginleştirdi. Gür saçların gizlenemez topzulu yükselişi, göğüslerin en narin ipekler altından gelgel edişi, estetik burunlardan gelen sıcak ve seksi nefesler eşliğinde, türban penceresinden bize mükemmel bir put gibi bakan muhteşem kadınlara dönüştüler. Artık sürmeli gözleri türban değil, sigaranın kıvrım kıvrım yükselen dumanları gizliyor.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR KAPATILDI