Öksüz


Kaç günüm geçti
Şu kapı önünde
Önlüğü yamalı çocuk gibi
Yüreğimde duyarak
Yırtığını acının
Şu kedi gibi sokuldum camına
Neşeli sohbetlerinizin
Buğusuyla ıslanmış camın
Demlenmiş çay kokusuna
Bir güvercin gibi tünedim
Deniz feneri gözlerinizin
Önü aydınlık çatısına
Sızdırdığı sularda
Yaralarımı sarmak için
Islak yollarınızın
Dehlizlerinden
Bir geçimlik geçmedim
Kapı ağzında uyanmış
Ağlayan çocuktum ben.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR KAPATILDI