Kızıma


Seni önce sadece bir düşünce olarak benimsedim kızım. Cinsiyetini öğrenmek için hiç acele etmedim aslında. Benim ve annenin ortak ürünü olman bana yetiyordu. Ancak senin bir kız çocuğu olduğunu öğrenince ister istemez belirlenmiş düşünceler geçti içimden. Kıvır kıvır saçların, rengarenk giysilerin, okula gidişin, oyuncaklarınla oynayışın ilk, orta, lise, üniversite çağların düşümde canlanıp durdu. Şimdi gerçeğe döndüm artık. Senin annenin karnında bir canlı insan olduğun fikri gelip oturdu bilincime. Önce sağ ve salim doğman dileği içimi yakıp duruyor. Annen ve sen sağ ve salim olun önce, bunu hep tekrar ediyorum. Sen anneni nasıl yoruyorsun bunu çok geç anlayacaksın biliyorum. Belki anne olunca. Ama ben şahidim kızım, annen senin için ne büyük riskler alıyor, ne yorgunluklar çekiyor. Akşamları rahat uyuyamıyor sekiz aydır. İlk üç ay hep kusup durdu. Sinirliydi durmadan. Ama senin gelişin onun tesellisi oldu hep.Sen, kendi içinde her şey olabilecek potansiyel insan dişi yavrusu. Senin gelişine biz her gün seviniyoruz kızım. Birbirimiz için aşk ve sevgi sözcüklerine doyamadan henüz, senin varlığınla anlamlanan ve damgalanan bir sevgi ve hitap türüne yöneldi konuşmalarımız. Seni evimizin baş konuğu olarak misafir etmeye hazırlanıyoruz sekiz aydır. Seni kalbimi yakan bir sevgiyle bekliyorum yavrum, adını ve anlamını bilemediğim bir sevgi bu. Elimi, gözlerimi, kalbimi ve kişiliğimi sevdiğim gibi sevdiğim bir sevgi türü. Bu gün senin doğumuna yirmi altı gün var. Annen artık hiç uyuyamıyor kızım. Karnı o kadar büyüdü ki… sen bu gün itibariyle 2,8kg sın. Tekmelerin artık canını yakıyor kızım. Annenin karnına sığmaz oldun. Büyüdükçe yerin de daralıyor tabii. Sen de haklısın. Ama annen çok yoruldu kızım. Bir insan doğurmak hiç kolay değilmiş kızım bunu anladım. Evimizi de sana göre tasarlıyoruz yavrucuğum. Odanı sarı ve turuncu renklere boyadım. Hayvan desenli yeşil bir bordür yapıştırdık annenle ama annen beğenmedi bunu söküp yeniden şimdiki bordürü yapıştırdık. Bu bordürü bulmak için bir ay aradık kızım. Haberin olsun. Annen senin için üç defa kan verdi. Tahliller için. Bunun ne önemi var deme. Var. Çünkü annen iğne lafını duyunca ağlamaya başlayacak kadar iğneden korkan birisi. Ama konu sen olunca iki gözü iki çeşme kan vermeğe gidiyor hastaneye yavrum. Bu gün de tahlil sonuçlarını almak için gelecek şehre.          Seni ultrason da her ay izliyoruz kızım. Bazen ellerin kavuşmuş, bazen ayaklarını çaprazlamış görünüyorsun. Bunu görünce nasıl seviniyoruz bilemezsin. Keşke bizim de seni izlerken çekilmiş gizli görüntülerimiz olsaydı. Bu gün 4 Nisan 2005. adını verdiğimiz bahar geldi kızım. Renkler, kokular, ışıltılar ve güzelliklerle. Biz seni güzel bulduğumuz bir dünyaya getiriyoruz kızım. Bizim dünyamıza getiriyoruz. Umarım sen de güzel bulur ve daha güzel bir dünya olsun diye bilinçle uğraşır ve katkıda bulunursun bu dünyaya. Bizim diktiğimiz ağaçlara yenilerini eklersin. Dayınlar senin heyecanını bizim kadar paylaşıyorlar kızım. Odana gelen eşyaların çoğunu Veli dayın ve Ayşe teyzen gönderdiler. Hüseyin Dayın  senin için Almanya’lardan geliyor. Aylin ve Teoman seni heyecanla bekliyorlar kızım. Sevildiğin bir ortama doğuyorsun. Sevildiğini şimdiden bilmeni istiyorum. Bu hiç de azımsanacak bir şey değil bunu unutmamalısın. Amcanlar da seni sevecekler kızım. Onlar biraz sevgilerin göstermede utangaçlardır. Ama severler seni. Görmeleri gerekir. Çünkü onlar çocuğun çok olduğu bir yerde yaşıyorlar. Orada çocuğu sevmek doğal bir durum. Sadece bunu her gün göstermek anormal. Onun için seni sevdiklerini sonradan gösterecekler. Merak etme! Kızım babanın hayatında kutsal saydığı hiçbir şey olmadı bu güne kadar. Seni sevme-nin bunu oluşturmasını umuyor. Belki her şeyin geçici olduğuna inandığından.Ama sen ondan sonraya kalacak tek varlıksın. Belki senin sevgin bu kutsiyeti her gün yeniden oluşturur. Kızım biz seni özlemle bekliyoruz bunu  bil  diye yazıyorum bunları. Dünyaya gelişinle iyi bir evlat olmayı da başarmış olacağını şimdiden söyleyebilirim. Senin her şeyinin sorumlusu olmayı kabul ediyorum kızım. Seni sevmenin nasıl olacağını da bilmeden sevmek olduğunu biliyorum. Yarın ne olursa bu tohumdan olacağını biliyorum. Seni insan olarak yetiştirmenin sorumluluğunu almayı da  seviyorum. Hayatla yüzleşerek hayatı, seninle yüzleşerek de seni seveceğimizden hiç şüphem yok. Hoş geliyorsun kızım! Baban seni burada kollarını açmış bekliyor!

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR

YORUMU CEVAPLAYIN