Kendini Tanımak

Kendini Tanımak


Kendimize saygı duymanın en güzel yollarından birisi kendimizi tanımaktan geçer. Bir şeyin nasıl olduğunu bilmeden ona bağlanmak veya ona karşı olmak nasıl mümkün değilse, kendimizi tanımadan saygı duymamız veya nefret etmemiz de mümkün değildir. Peki kendimizi nasıl tanıyacağız? Sanırım en güzel yol olayları yaşarken neler hissettiğimizi sormak ve neden bunları hissettiğimizi anlamaya çalışmaktır.Benim kendime saygımı ve kendimi tanımamı engelleyen en büyük özelliğim korkularım olmuştur. Korkulu bir insan olmaktan hoşlanmayışım kendimden hoşlanmayışımın en önemli etkenidir. İnsanlardan korkmak diye de altını çizebilirim bu korkunun. Sosyal bir korku bu. Yalnız bir insana yönelik bir korku değil. Kavga etmekten korkarım mesela. Dayak yemekten, aşağılanmaktan, küçük düşmekten korkarım. Güçsüz olduğum düşüncesinin ters yüzü olan güçlü olma isteği kavga etmek ve yenilmek sonucundan kaçınmayı getiriyor. Bunun sonucunu ben korku olarak yaşıyorum. Ama bu sefer de kavgadan kaçarak küçük düşme noktasına geliveriyorum. Aşağılanmaktan korkmanın ters yüzü olan aşağılama isteği hemen su yüzüne çıkan bir davranış bende. Eksikliğimi bir aşağılanma ve acizlik olarak algılıyorum. Sonuç yine aşağılanma ve korku. Kavga etmeden dayak yenemeyeceğine yada atılamayacağına göre ben ne kavgada yenmeyi ne de yenilmeyi yaşayabiliyorum. Kendimi tanımama izin vermeyerek bu korkunun sürmesine izin veriyor bundan da nefret ediyorum. Dolayısıyla kendimden de nefret etmeye başlıyorum. Korkak bir insan olduğum için. Güçsüz olduğumu düşündükçe güç istiyor, güç istedikçe güçsüz olduğumu sanıyorum. Bu da asla güçlü olma hissini yaşamama izin vermiyor. Kendimi diğer insanlara göre yine de güçsüz görmeme neden oluyor ve nefretimi kalıcı bir ağrıya dönüştürüyor. Korkmaktan korkuyorum ve korktukça korkuyorum. İşte bunlar benim korkularım. Kendimi tanıyorum. Peki ne olacak şimdi öyleyse: Ben ne için korkuyorum? Ben neden korkuyorum? Ben kimden korkuyorum? Ne zamanlar korkuyorum? Aslında ben ortaya çıkaramadığım öz yeteneklerimden dolayı eksiklik ve tatmin olmamışlık yaşamaktayım. Tanınmak ve onaylanmak ihtiyacı beni sosyal bir korkunun nesnesi yapıyor. Eğer ben insanların beni gerçek güçlülüğüm, güçsüzlüğüm, bunlara önem verip vermediğim ve tüm insanca yanlarımla tanımalarına izin versem ve onların neye önem verip vermediklerini bir görsem ve bundan sonra onlara benim ne kadar önem vereceğim sonucuna ulaşsam bu korkum azalacak sanırım. Ben aslında kendimden korkuyorum. Kendimden olayların altından kalkamayacak kadar güçsüz ve donanımsız olduğum hissini yaşadığım zamanlarda korkuyorum. Daha sonra bunu genelleştiriyorum. Bir insana sonuna kadar karşı çıkmaktan, protesto etmekten korkuyorum. Gerekli azmi artistik olmadığı sürece gösteremiyorum. Benim isteğimden daha çok başkalarının ne düşündüğü önemli olduğu sürece de bu korku ve devamsızlık devam edecek. Kendime ve isteklerime, düşüncelerime gerçekten saygı duymayı becerebildiğim anlarda korkularım da azalacak. Gerçek gücüm ve güçsüzlüğümü tanıyıp sevdikçe korkularım azalacak ve belki de yok olacak.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR

YORUMU CEVAPLAYIN