KARTOPU


Kartopu oynamanın ne kadar tehlikeli olabileceğini evvelsi gün öğrenmiş olduk. Yanlışlıkla sevinçle savurduğunuz bir kartopu komşunun camına değerse bunun cezası ölümmüş. Amerika'da mülke izinsiz girmenin cezası ölüm olur da filmlerde, çok tuhafıma giderdi. Bizde mülkümüze gece yarısı en tatlı uykumuzun arasında sızan adi hırsıza eşit güç kullanımı arayan adalet sistemimimiz, cama çarpan kartopu için bir insanı kalbinden bıçaklayan katile ne ceza verecek bakalım. Hangi saygın indirimden faydalanarak aramıza sızacak bu cani daha sonra; hangimizi, hangi basit kusurumuzdan dolayı doğrayacak diye gün sayacağız.\r\nCezanın dışarıda verildiği "Yeni Türkiye"de hapishaneler dinlenme ve linçten kurtulma yerine dönüşüyor. Katiller dinlenip güç topluyor sanki. Aramıza daha bir öfkeli ve daha bir bilenmiş olarak dönüyorlar. Kadınlarımızın kollarını dallarını kırıp, kızlarımızın taze canlarına kast ediyorlar. Güzellikleri yok eden sığırlar gibi, güllerimizin arasına dalıp darmaduman ediyorlar bahçelerimizi.\r\nBu toplumda öcünü -sosyal bir insan olarak-toplumsal sözleşmeden doğan haklarına dayanarak devletin almasını bekleyenler, aciz, salak ve aptal yerine koyuluyorlar. Hakkını devlete bırakmayıp kendisi ceza kesenler delikanlı ve saygın yurttaş oluyorlar. Kadına, kıza, çocuğa, erkeğe olur olmaz el, yumruk, silah kaldıranlarla demokratik yollarla hesaplaşmanın önü tıkanıyor. Bu infial PKK teröründen daha tehlikelidir.\r\nKartopu masumiyetini hain bir bıçağın keskin ağzında kaybetti. Kan topuna döndürülmüş sevinçlerimiz gölgeli artık bu memlekette. Ağzımızıbıçak açmıyor...

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR KAPATILDI