Hoşçakal

Hoşçakal


Bugün çocuklar ile ilgili bir şey yazmak istedim. Can DÜNDAR’IN duyarlılık dolu satırlarını okurken burkuldu durdu içim. Çocukluğumun kırmızı bisikletine binip geçmişe doğru yol almaya başladım birden. Bütün sarı sayfalar canlı yayın ekibini oluşturmuş, üzerime üzerime gelmeye başladı. Çocukluğum; minnet ve hasretle andığım zaman.Benim çocukluğumun en büyük kahramanı ince çizgi bıyıklı bir adamdı. İleriye keskin bir biçimde bakan kahve gözleri, hedefini net bir biçimde gösteren düz çıkık burnu ve gerekti-ğince gülen yüzüyle, uzun boyuyla herkesin çekindiğini sandığım uysal adam. Onu bütün sevgi ve saygımıza karşın yeterince konuşup, paylaşamadan bir kalp kriziyle kaybedişin derin üzüntüsünü ölümünün onuncu yılında bile unutamadım. Her gün keşke bir yerlerden beni gözlüyor olsaydı, yaptıklarımla gurur duyabilseydi diyorum. Hayatla nasıl başa çıktığımı, nasıl akıllı bir oğlu olduğunu, geçmişteki fevriliklerimin yerini nasıl kendisi gibi uysal ve sevecen birisine bıraktığını bir görebilseydi diyorum. Eşimi ve çocuğumu tanıyabilseydi, bunca uğraşın kendisinin bana verdikleriyle olduğunun bilincinde olduğumu, bana sevgi adına ne çok şey aşılamış olduğunu bir görseydi, bir söyleyebilseydim diyorum. Ve bütün bunları bana yeterince sarılamadan vermeyi nasıl başardığını öğretmesini isterdim. Bu gün bütün kitaplar nasıl çocuk yetiştirileceğini yazmasına karşın sevgisiz ve ilgisiz çocukların dramını izleyip dururken, kitabın ve televizyonun olmadığı bir dünyada bunun en güzelini nasıl başardığını bilmek ve çocuğuma göstermek istiyorum. Babacığım seni hala ilk günkü kadar çok özlüyorum. Seni elektro şok aletinin altında cansız yatarkenki halin gözümü önünden hiç gitmedi. Hırçınlıklarımı ve öfkelerimi yatıştırırken ki alçaktan alışların şimdi üstümde büyük bir dağ gibi yüksekte duruyor. Sen bana sevgini açıkça söyleyememeyi öğrettin, ben de bunu şimdi geç söyleyerek gösteriyorum. On yıl çok geç değildir umarım. Dünyanın en büyük, en güçlü adamını bir şok aletinin altında yenik görmenin derin acısı yüreğimi hala burkuyor. Ben unutamadığıma göre, babasını benden daha elim ölümlere verenlerin acısı nasıl onulur bunu düşünemiyorum bile. Senin varlığınla örnek olan ailemiz, şimdi senin yokluğunla nasıl dağınık bir görsen. Ve ben ailemizin mutluluğunun da seninle beraber uçup gittiğine kanaat getirdim. Benim ocağımda tütecek olanda seni yaşatabilmeyi çok isterim babacığım. Umarım benim ailem senin ailenin daha güzel bir örneği olur da sana özlemim güzel bir şeye dönüşerek yarına ulaşır. Özlemimde hiç olmazsa sana teşekkürler edebilmiş olurum. Şimdi yeni torununun gelişiyle beraber sana gerçekten hoşça kal demek istiyorum. Hoşça kal babacığım. Huzur içinde uyu.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR

YORUMU CEVAPLAYIN