T24'ten Leyla Alp'in "Nasıl Tecavüzcü Olunur?" yazısı harekete geçirdi beni. Duygusal anlarda yapılan muhakeme yanlışları bizi yersiz söylemlere de götürüyor bazen. Ama niyet iyi. Buna bakıyorum. Hayır! Hepimiz tecavüzcü değiliz. Ben kalleşçe bir hınçla, kendinden güçsüz birine zor kullanmaktan yana olmadım; olamam da. Ben erkek olmayı korumak ve kollamak olarak görüyorum.Bir kadına kötü davranan erkeklerin savunucusu olmayı değil, onlarla savaşmayı seçmek gibi bir yetiye ve anlayışa sahibim. Aynı zamanda kadına kötü davranan kadınlara da... Bir insana karşı kabalaşmanın kişiliğimde önemli ölçüde azalmaya neden olduğunu, duygusal ifadelerimi ve hislerimi azalttığını, yaşamı bir kaç kısır kelimenin arkasından görmeye neden olduğunu biliyorum. Kadınlarına kötü davranan erkekler korkak ve yetersizdirler. Ve bu toplumsal eğitimin yetersizliğinin dışavurumudur. Türkiye'deki aile eğitiminin ve geleneklerin, göreneklerin, törelerin tükenişidir. Koşullu sevmenin duvara toslamasıdır.Asla tecavüzcü olmaya aday değilim. Erkek olmak başlıca neden değildir tecavüzcü olmaya. Ama çoğu tecavüzcü erkektir. Ve erkek hoyratlığı kendi cinsine de yönelir bazen. Tecavüz: TDK Sözlükte saldırı, sınırı aşma vb. olarak tanımlanıyor. Erkeği, güçlüyü her hakkın sahibi kabul etmek; suçluyu bir kazazede gibi tanımlayarak korumak bu devletin geleneği olmuştur. Aşırı hız yüzünden insan öldüreni de, düğünde alkollü bir şekilde silah atıp insan öldüreni de kazazede gören aynı zihniyettir. Alkol alıp karısını döveni içten içe takdir eden de, akşam arkadaşlarıyla takılan kadını orospu gören de aynı devlet ve ona şeklini veren toplumdur. İçten içe herkes aynı şekilde kadına kızmakta ve kin tutmaktadır. Aşağılamakta ve onu ezip yola getirmek istemektedir. Karısına veya kızına anlayışlı davranıp, bu olanları normal kabul eden erkekleri de aynı şekilde cezalandıran bu toplumdur.  Peki bu anlayışın bir kişide uç vermesi sadece o kişiyi mi suçlu yapar? Elbette. Seçim yapabilen insan suçludur. Seçimleri belirleyen, onu alttan alta şekillendiren ve onaylayan toplum da suçludur. Çünkü bu toplum sürekli olarak belirli suçları işlemesi için bizleri kışkırtmaktadır.Kişileri mahkum ederek önlenemeyen bir tırmanışı nasıl durdururuz? Toplumsal aklı eğitmeden, namusu 21. Yüzyıla uygun bir şekilde tarif etmeden bu olayları nasıl çözeceğiz? Bir kadınla asla yalnız kalamayan ve bunu kadına her türlü sahip olmanın zemini sayan anlayışı mutlaka en şiddetli bir şekilde cezalandırmalıyız. Ama toplumsal arkaplanı da değiştirmeliyiz.Yeni Şafak Gazetesi yazarı(?) Cemile Bayraktar ve buna benzer kişilerin yaşadığı toplum, insan hayatına saygı duymuyor. Acılarımızdan etkilenmiyorlar. Bu mütecaviz bir yaklaşımdır. Çünkü tecavüzcünün zeminini güçlendiren anlayışı yaygınlaştırmaktadırlar. Ve saldırgan bir güruhu kışkırtmaktadırlar. Bu insanlar herhangi bir giyimi tecavüze davet olarak vaaz etmektedirler. Leyla Alp Hanımefendi de kadın, Cemile Bayraktar da. Bir tecavüz olayında ikisi farklı yerlerde durmaktadırlar. Ve ikisi de bizi farklı yerlerde kategorize etmektedirler. Oysa ben kendi istediğim yerde olacağım sadece. Hem bana tecavüzcüymüşüm gibi davrananlara, hem tecavüzü müslümanlara saldırının vesilesi olarak görüyorlar diye tecavüze sessiz kalanlara uzak mesafedeyim. Bir olayı bağlamından koparmadan tartışarak çözüm bulabileceğimizi düşünüyorum. Tecavüzü tartışırken hem iktidara, hem erkeklere, hem dincilere, hem sosyalistlere, hem muhafazakarlara vurmaya çalışanlarla çözüm üretilemez. Çözüm insana saygıyı temel alan insan haklarına saygılı yaklaşım olacaktır. Çünkü buna hem dincinin, hem dinsizin; hem sosyalistin, hem muhafazakarın ihtiyacı olacak. Herkes tecavüzün nesnesi olabilir. Bunu bir insan hakkı ihlali olarak en ağır şekilde cezalandırmalıyız. Toplumsal eğitimini de derli toplu vermeliyiz.Son olarak Özgecan Aslan'ın vahşice öldürülmesi içimizi yakarken, yaşam hakkının, vücut bütünlüğünün, kararlarımıza saygı gösterilmesinin insan hakkı olduğunu haykırıyorum. Hayır! demenin hayır anlamına geldiğini herkes anlamalı. Bazı erkekler bir kadınla yalnız kalmanın sekse uygun ortam olduğunu düşünmekten vazgeçmeli.