Gitmek


Bir süredir gitmeyi düşünüyorum buralardan. Gitmenin neler getireceğini değil de nasıl bir duygu olduğunu irdeliyorum nedense.  Yaşayacaklarım gizli bir korku olarak var kafamda ama su yüzüne bir türlü çıkmıyor bu korku.  Her şeyin bundan farklı olacağı düşüncesi alıp götürüyor aklımı. Bundan farklı... nasıl bir fark belli değil. Belki de yerin dibine alıp götürecek bir rezillik. Ama gitmek, kaçmanın başka bir türü. Dayanamadığım bir varoluşu reddetmek belki de. Ama yerine başka bir şey de koyamamak. Yeninin çekiciliği önünde büyülenmek belki biraz da. Ne bileyim hiç tanımadığım bir insanın seni seviyorum demesinin cazibesine kapılmak  da olabilir. Akılsız ve saçmayım bu günler.Kızgınlıklarımı ve kırgınlıklarımı tamir edemeyişimin verdiği çaresizliğe meydan okuma da var denebilir. Her şeyi yok sayma lüksüne ulaşmanın kendisi cezp ediyor  olabilir. Ne bileyim! Dışarıda kar yağıyor bu gün. Ben gitmeyi düşünüyorum. Bu kar kıyamette sokakta kalmanın nasıl bir duygu olduğunu bilmeden. Ölümün soğuk elinin sırtımı sıvazlayışına tanık olmamışken. Kanımın damarlarımdaki sıcaklığını kaybedişini hiçbir zaman yaşamamışken. Gitmek büyülüyor beni! Nereye, nasıl? Büyük şehre. İnsanın insanlığından kolayca çıkabildiği ve insanlığının en duyarlı yerine parmak basabildiği büyük kalabalıkların yaşadığı şehre. Birilerinin deveyi  hamutuyla götürdüğü, birilerinin ise açlıktan cinayetler işlediği vahşi ormana. Fazlasıyla evcilleşmiş olan bana iyi gelir belki. İnsanlığımın yükünü omuzlarımdan bir nebze olsun atabilirim belki. Yeniden kendim olmak için bir fırsat olur belki. Hiç tanımadığım bir çevrede, beklentilerin faşizminden kurtulurum belki. Köhneleşmiş yapımı yıkar, yeni bir bina kurarım belki. Belki de kuracak bir bina bulamam. Tek tuğlanın duldasında ömrümü yıkarım nereden bileyim! Ne bırakıyorum geride peki? Üzülmem için ne var? İş mi? arkadaşlar mı? Eş mi? çocuk mu? Ne? Hiçbir şey. Arkadaşların yaşamı devam ediyor. Benim yokluğumu fark edecek bir-iki arkadaşı yüreğimde taşıyacağım zaten. Ölsem cenazeme gelemeyecek arkadaşları ise unutsam ne kaybederim ki? Yaşadığımız, yalanlardan ibaret değil mi? bana önem verildiği, benim yanılsamamdan ibaret değil mi? Ben kendime değer vermezken, başkalarının verdiği değer ne kadar gerçek olabilir ki? Kendisinden ortaya bir değer çıkaramamış insan ölmeyi çoktan hak etmiş olmuyor mu? Ben ölmeyi çoktan beridir hak ettim zaten! Gitmeyi düşünürken aklımdaki tek duygu, diğerleri ne hissedecek. Ne kadar acıklı değil mi? Yani hiçbir şey hissetmiyorum. Kendime sahip çıkamıyorum bir anlamda. Kendi tarihime sadakatim yok. Yaptığıma inanmıyorum. Hiçbir şey yapmamışım meğer. Yapsaydım beni bağlardı buraya. Ayrılmak güç gelirdi. Evet gitmeyi düşünüyorum bu günlerde. Bir kaya dibine, bir dağ duldasına ihtiyacım olduğu bir dönemde. Gitmek kuşu uçtuğunda, kanatlarına tutunmuş korkak bir yüz görürseniz tanıyın diye  yazdım bunları belki de...

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR

YORUMU CEVAPLAYIN