Geçmiş sizden çok uzak değildir. Sadece sessizce takip eder sizi. Çocukluğunuzun iyi ya da kötü yanları, üzüntüleri veya sevinçleri, sevapları ve günahları, doğruları ya da yanlışlarıdır geçmiş. Hayatınızda ne yaparsanız buraya ilaveler yapmış olursunuz. Siz büyüdükçe çocukluğunuzun süresi artar. Geride bıraktığınız her gün çocukluğunuzdur. İleriye attığınız her adım büyüme çabanız olacaktır. Sizin ne olduğunuz çocukluğunuzdadır; ne olacağınız ise ileriye attığınız adımlarınızda gizlidir. Geride bıraktıklarınız tutarlıdır. İleriye attığınız adımlarda tutarsızlıklar olur. Çünkü olmak istediğiniz şeyi çoğunlukla bilemezsiniz. Ona yüklediğiniz anlamdır geleceğiniz. Yaşadıkça gerçek olur ve bazen sizi hayal kırıklıklarına uğratır. Yüklediğiniz anlamlar üzerinden yavaş yavaş veya hızla dökülür. Geriye gerçek kalır. Sıvasız, boyasız, sevimsiz gerçek… Ve gördükleriniz tutarlıdır. Çünkü sizi kontrol eden çocukluğunuzdur. Asla çok uzağa gidemezsiniz. Geleceğinizi birbirine benzer adımlara dönüştürür. Sizi bir arada tutar. Kaybolmuş benliklerin toparlanamayışı bundandır. Kendini bulamaz çünkü. Israrla çok uzağa düşmüştür çocukluğundan. Çocukluğuna duyduğu öfke ve nefret onu kendine yabancılaştırmıştır. Yaşadıklarını sahiplenemez artık. Yalancı bir hayatı yaşadığını düşünmekten, dünyayla sahici bağlar kuramamaktan şikayet eder. Ve bu yalana son vermek için çabalayıp durur. Geçmişiniz sizin takipçinizdir. Ondan kurtulamazsınız.Geçmişiniz geleceğinizden güçlüdür ve her geçen gün daha da güçlenirken, geleceğiniz kaybeder her gün. Yenik başladığı her günü bir başarı hikayesine dönüştürmeye çalışması bundandır yarının. Her attığı büyük adım geçmişin devasa çizgisi içinde küçücük bir zıplamadan ibaret görünür ve küçülür. Hayatta büyük sıçramalar yoktur. Küçük çıkıntılar vardır. Bunlar birbirine eklenerek büyük görseller oluştururlar. Milyonlarca zıplayışı olan bir çekirgenin en büyük zıplayışı bu toplam içinde ne kadar büyük olabilir ki? Zorlamayın kendinizi. Artistik çabalarınız vücudunuza zarar verir sadece. Kendinize uzun zamanlar tanıyın. Yavaş yavaş yapın yapacaklarınızı. Yönünüzü tayin edin. Dostluklarınızı ve arkadaşlıklarınızı değerlendirin. Sonra çalışın, yeyin, için, eğlenin. Mutlaka bir yere varacaksınız. Hayat sonu olan bir uğraştır. Tutarlı olarak yaşadığınız geçmiş sizi bir yere götürür. Gelecek değil!(?) Şimdi sormak gerekir çok zıplayan kişilere: Ne kadar uzağa zıpladın?Çevrendekilere yaptığın ateşli konuşmalar bittiğinde, kendi kendine ne diyorsun? Sadık mısın? Vefakar mısın? Gerçekten kötülük gördün mü? Kötülük yaptın mı? Sen hep iyi miydin? İçinden hiç hainlik geçti mi? Hakkında konuştuklarınla yüz yüze geldiğin iyi günlerde, yaptığın kötü konuşmaları yapabilir misin? Kavga etmeden kötü söz söyler misin? Kavgayı kötülük yapmaya bahane yaptın mı? Kavgalı olmadan düşmanlık yürütebilir misin? Kendinle kavgan bitti mi? Kendinle kavganda da sesin yüksek çıkıyor mu? Dinlemiyor musun içindeki sesi hala? O halde koşacaksın bir süre daha. Nefesin tükenecek nasıl olsa. Çünkü gerçeği sen de görecek, duyacak ve kabulleneceksin. O zaman geçmiş galip gelecek nasıl olsa. Ayak izlerini silersen, geldiğin yeri açıklayamazsın; kendine bile. Görüntülerin anlamsızlaşır. Hissizleşirsin. Sonra kendini bulmak için düşmanlarına da ihtiyaç duyabilirsin. Dönebilirsin göz yaşlarıyla geçmişe.Geçmişin seni hep takip eder. Bazı öfkelerin boşuna değil. Çocukluğunu unutan yok bu dünyada. Bu yüzden bazı krizler yaşarsın. Ama kabullenmek gerekir yaşananları. Çünkü olmuş şeylerden kurtulmak mümkün değildir. Hatalar bize ait değildir her zaman. Güçlü zamanlarımız ve zayıf anlarımız vardır. Herkese ve her şeye gücümüz yetmez. Kabullenmek gerekir bazen. Yenilgilerimizi, sevilmediklerimizi, sevmediklerimizi; aldatışlarımızı, aldanışlarımızı; zarar verdiklerimizi, zarar gördüklerimizi… Kabullenmek gerekir: Bir özür borcumuz olanlardan özür dilemeyi gerçekten. İçten gelerek. Bir özrü kabul etmeyi içtenlikle. Çünkü bizim iyi insanlarla bir arada olmaya da, bir araya gelmeye de ihtiyacımız var. İyiliği çoğaltmazsak, kötülüğe bir mevzi de biz kazandırmış olacağız bu kesin.Geçmişimiz bizi takip eder. Onu alnından vurmadan kurtulamayız.