Eşyanın Başarısı

Eşyanın Başarısı


Dünyanın işleyişine ilişkin düşünce ileri sürenlerin önemli bir bölümü insanı bilinçli bir varlık olarak diğer canlılardan ve cansızlardan ayırmışlardır. Bir tür düşünebilme ve olayları öngörebilme yeteneği diye de adlandırabileceğimiz bu  ayrıcalık, aslında nesnel bir temele dayanmıyor. İnsan düşünebilen bir canlı. Ama düşünebilmek öngörebilmek ve kestirebilmek; buna göre neredeyse nesnel bir tedbir almak ortak bir özellik olarak öne çıkmıyor akıllı yaratıkta. İnsan görür, bilir ve ot gibi, diğer hayvanlar gibi, hatta taşlar gibi tepkiler verir sonunda.  Eğer herkes aynı nedenlerden aynı sonuçları çıkarsaydı kurallı bir toplum yapısı ve hukuk daha kolay ve başarılı olmaz mıydı?Ben insanın sadece düşünebilen bir canlı olduğuna inanıyorum. Ama bu düşünme eyleminin onu diğer varlıklardan nasıl ayırdığına dair bir fikrim yok. Hatta ayrılmadığını düşünüyorum. Düşünmek insanda kedinin bıyığı, köpeğin kulağı, kuşun kanadı kadar farklı bir şey olsa gerekir. Çünkü insan hayvan olduğunu her fırsatta göstermek için ne çok çaba sarf ediyor. Bilim bunu engelleyici bir unsur olarak insan hayatını zorlaştırıyor. Bırakınız insanlar düşünebilsinler ve hayvan olduklarının farkına varabilsinler. İnsanlar arasındaki eşitsizliği eleştirenler ve bunun kaynağını gösterenler sorunu başka pencerelerden görmeye çalışanlardır. Görgü ve bilgide eşitlik olmaz. Herkes kendince görür, öğrenir ve bilir. Yaşadığımız çağ insanın değerinin sıfıra eşitlendiği bir çağ.  Hem de bunu yapanlar insanlardır. Değer eşitsizliği zamanın temel bir sorunudur. Çözülememiştir. Çünkü değer biraz zamanla ilgili ve “nesnel” bir şey. Biz de insanı ve onun “sahip” olduğu yetileri bu bağlamda ele alıyoruz zaten. Aradaki farklar da nesnel, zamansal ve yetiseldir. Bu da temeli oluşturur zaten. Temel çürükse ,bina sağlam olur mu?  Allah’ım sen aklıma mukayyet ol! Bence insanların eşit ve üstün varlıklar olmadığını kabul etmeyenler onları bir nesne olarak çoktan kabul etmişler ve işlem yapmaya başlamışlardır. Onlar eşitsizliği kendi lehlerine çözmeye başlamışlardır. Bizler de artık uyanıp kendi nesnelliğimizi kavrayalım. Sıradan bir varlık olarak doğadaki yerimizi daha iyi alalım. Kim ve ne olduğumuzu bilip ona göre sonuçlar bekleyelim. Hiç kimseyle eşit olmaya çalışmayalım. Eşitlik bizi güçsüz kılar! Biz kendine has varlıklarız. Hiç taşların eşitlik mücadelesine tanık oldunuz mu? Çiçekler eşit olamaya çalışıyorlar mı? Ya kurtlar, geyikler veya kuşlar? O halde unutun bu masalları. Çocuklarınıza da anlatmayın sakın. İnsanlar eşyalar aleminin bir parçasıdır. Kendisini üretenler olduğu gibi, kendisi de üretir. Ama nesnedir. Nesneldir. Ve her nesne bazen kendi amacına hizmet eder. O zaman da nesnenin başarısını takdir etmek gerekir. Akıllı insandan bazı örnekler vermek istiyorum: yerlere tükürmez?! Sorunu kavgayla çözmez?! Başkalarının hakkına saygı duyar?! Okur?! İnsanların vücut bütünlüğüne saygı gösterir?! Öldürmez?! Çocuğuna sevgiyi öğretir?! Çocuğunu sevgiyle sever?! Trafik kurallarına uyar, başkalarının hayatının kendisinin ihlalleriyle riske girdiğini bilir?! Çalmaz?! Haksızlık yapmaz, haksızlığa karşı çıkar?! Bilinçlidir, ne istediğini bilir, başkalarının oyununun bir parçası haline gelmez?! Vs. vs. Bu düşüncelerimden de hareketle eşyanın başarısını takdir etmek kıskanç olmayan her insanın görevidir. Devamını bekliyorum.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR

YORUMU CEVAPLAYIN