Dön


Sevgilim,

Bu sana ilk mektubum. Gittiğin yolu bir iplik yumağı gibi sardım içime. Ve hasretinin acılı motifinden hüzünlü kavuşmalar ördüm. Sana olan özlemim bu çileli yalnızlığın kumaşında,bu yaralı dokunuşun dokusunda bir kan lekesi gibi dolaşıp duracak biliyorum. Belki de bir otobüs freninin iç burkucu sesinde tüketecek kendini. Seni çok özlüyorum. Gel. Tüketmeden her şeyi, gel. Aklım sürekli geri geri gidiyor. Yüksek bir tepenin eteğindeki bir apartmanın kot altındaki şirin yuvamızın ahşap kapısından girmeleri hatırlıyorum. Beni hep kapıda karşılamalarını. Gülüşünü. Gül kurusu gülüşünü. İçime yaşam enerjisi olarak ılık ılık akan öpüşlerini anımsıyorum durmadan. Sevilmenin erişilmez göklerinde bir uçurtma özgürlüğüyle dolaştırdığın aşk dolu saatlerimizi düşünüyorum. Senin var edici sevgin olmadan ben bir hiçim bunu anladım. Dön çiçeğim. Bir bahar coşkusuyla dön.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR

YORUMU CEVAPLAYIN