Bir Bayram Yazısı

Bir Bayram Yazısı


Sizin bayramınız daha iyi geçmiştir umarım. Ben her bayram biraz daha umutsuz oluyorum da ondan galiba keyfim kaçık. Sizin bayramınız neşeli ve az sorunlu geçmiş olur inşallah. Bayram, öldürme ve kıyım bayramı gibi aynı. Bir günahın bağışlatılması için tanrıya kurban edilenler yüce ve kutsal varlıklardır. Sizin oğullarınızın diyetini ödeyenleri böyle suçlayıcı ve kindar bir biçimde yok etmeye çalışmanın kendinden nefret etmekle bir ilgisi var mıdır acaba. İbrahim peygamber bunu görüyorsa acaba ne düşünüyor tanrı katından. Ey İsmail’i kesmeyen kutsal bıçak, sen bunca çirkinliğine rağmen İsmail’in hayatını kurtaran kutsal hayvana eziyeti nasıl hoş görür ve nasıl kesersin boynunu. Nasıl bunca insanlık ve kutsallık dışı davranışın sembolü olursun. Kendini ve ne yaptığını bilmezlerin elinde ucuz ve iğrenç bir oyuncak haline nasıl gelirsin? Senin kutsallığın çoktan bitmiş olmalı. Seni ve İsmail’i kutsayan tanrı artık bu konuyu çoktan unutmuş olmalı. Yoksa bunca rezilliğe izin vermezdi. Bunca kötü bir adağı kabule yanaşmaz, elinde bıçak canlı kurbanın bacağını delik deşik eden, boynunda yaralar açan, gözünü çıkaran işkencecilerin kestiği kurbanı kabule yanaşan tanrı yarattıkları arasındaki kuralların ihlaline göz yumarak günahı meşrulaştırmazdı. Katilin bıçağını kutsamazdı. Bu yüzden kırgınım.Bütün bu rezilliklere milyarlarca lira bütçeleri çekip çeviren ve amacını unutan belediyeler göz yumuyor biraz da. Yeni bir gelir kapısı yapamadığı kurbanlıkların nasıl kesileceğiyle de iğreti bir biçimde ilgileniyor. Oysa çok basit ve özenli birkaç düzenlemeyle önü alınabilir bu rezilliğin. Kurbanı ve etini temiz ve iç huzuruyla yemeyi ,dostlarımıza ve komşularımıza dağıtmayı içimize sindirerek yapabiliriz. Birazcık inançlarına sahip çıkabilse, biraz saygı duyabilseler. İnancı çaresiz kalmışlığın kurtuluşu, çıkarın ipi olarak görmeseler bunlar yapılacak kuşkusuz ama kime anlatacaksın bunu. Sizin bayramınız iyi geçmiştir umarım. Kurbanınızı kesmiş! Kavurmanızı ve kebabınızı yemiş  dişlerinizin arasından kalıntılarını bir kürdan yardımıyla temizlerken sokaktan hala taze kan kokusu geliyor burnuma. Nesneyi görmeyince insan mı hayvan mı belli olmuyor inanın. Kimin kanı nasıl kokuyor anlaşılması imkansız. Bunca zamandır çocuğum  elimde görmesin diye kendime eziyetler ederek bıraktığım sigaraya mı hayıflanayım şimdi. Katliamlara ve şiddete tanık olmasın diye eğitim programlarına itirazlar ederken, televizyona kızarken, bunu nasıl açıklayacağız peki. Bunca çağdaş söylemi nereden çıkarıyoruz biz peki. Uygulama alanı olmayan isteklerimizi neden erken ve yersiz yurtsuz savunuyoruz peki. Hangisini önceleyeceğimizi hesaplamadan bir şeyler savunmanın yeri var mıdır? Hangisi daha zararlı peki? Kendi kültürümüzü tanımlamadan, onu irdelemeden Avrupa’nın Hıristiyan topluluklarının kültüründen esinli talepleri onlardaki gibi ve eş zamanlı savunmak böyle sakatlıklar doğurmuyor mu? İnandırıcılığımız zedelenmiyor mu? Hayvan sevgisi, barışseverlik, şiddet karşıtlığı, hayvan hakları, insan hakları vs. nasıl ve nerede savunulacak. Tek yönlü ve etkileşimsiz düşünme sistemi salakça önlemler almaya yöneltiyor bizi. Kırmızı ışıkta geçmeyin diyoruz, geçmiyoruz ama yeşilde birbirimizi yiyoruz. Yeşili koruma adına insandan uzaklaştırıyoruz: üzerin bastırmıyoruz, onu seyirlik ve cansız hale getiriyoruz. Kurban kesiyoruz ama kurbanı boka batırıyoruz. Nasıl bir mantıktan yola çıkıyoruz bilen varsa beri gelsin. Ben çıkamadım işin içinden. Sizin bayramınız iyi geçmiştir umarım; benimki pek iyi geçmiyor nedense. Mutlu kavuşmaların vesilesi olan bayramlarda barışır ve kucaklaşırız, dost-düşman. Yollara düşer sevdiklerimizi, özlediklerimizi görmelere çıkarız. Ama yollarda birbirimizi tüketir döneriz evlere. Hem maddi hem manevi azalarak döneriz. Kurbanın katilleri olarak birbirimizi katlederek döneriz evimize. Esen ve barış ikliminde çıkılan yoldan, katil ve düşman olarak döneriz. Bir bayram gününde en büyük kayıpları veririz. Yanı başımızdaki savaşta günde üç-beş ölüm olurken bizde bayramda onlarca ölüm ve yaralanma olayı görürüz. Nasıl bir bayram havası alınır bundan, nasıl sevinç gözyaşları dökülür. Günlük yaşamda kendinden kaçan kalabalıklar, bayramda da kendi yaşam alanlarından kaçıp başka yerlere sığınıyorlar. Bu arada sevgisizliği ve hoşgörüsüzlüğü de yanlarında götürerek. Yollardaki kaza ve ölüm haberleri bunun pankartını taşıyor okuması yazması olana. Benim bayramım kötü geçiyor. Yollar yolsuzluktan, işler kolsuzluktan, adalet yoksulluktan, siyaset ufuksuzluktan, ülke haksızlıktan, millet başsızlıktan, başlar vicdansızlıktan bozuk. Ülkesini seven insanlar için kendini seven insanlara ihtiyaç var. Yoksa bayramı bol ülkemde birbirimizi kırarız. Hiçbir bayramımız iyi geçmez. Benim bayramım iyi geçmedi ama ben yine de sizin bayramınızı kutlar iyi bayramlar dilerim.

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR

YORUMU CEVAPLAYIN