ARZ-I HAL


Sana söylenmedik sözler büyütüyorum bahçemde.Solmayan çiçekler yetiştiriyorum. Renklerini bilmediğim çiçekler… Dallarına konan böcekler baygın düşerler akşamın alacasında. Her seher vakti türküler söyletirler kuşlara. Sana acılarımdan mutluluk yetiştiriyorum, kollarımı kıpırtısız bırakacak kadar büyük ölüm acılarından damıttığım.Sana iç yolculuklarımın aktığı yollar döşüyorum; menzilsiz, uçsuz bucaksız yollar. Anımsa gittiğin günü. Bir temmuz akşamı, kuytularımda kaç kuş son nefesini vermişti; yavrusunu yitirmiş kaç sokak kedisinin iç paralayıcı çığlığı duyuldu sesimde. El ayak çekilmesin diye deli gömleği giydim gün boyu.Suların sessizliğinde duyduğum her kıpırtıdan korktum. Nilüferler şahittir aşkımı ben durgun sularda büyüttüm.Sen yosun kokan denizlerde güneş yanığı tenini koklatırken tanımadığım bir gence, ben tenimi dağladım aynı güneşin közlenmiş ateşinde. Yaralarımın kabuğunu soy, kendini göreceksin. Belki de bir kabuğun altında bir daha böyle güzel yetişmiş bir yemiş göremeyeceksin.Nice çaylar aktı bu yaz derinlerimden. Deminin buğusunda kalbimin bitmeyen sızısını taşıyarak; ve bütün apartmanların  bodrum katından nefret ettim, bir Bodrum sabahı senden aldığım mesajı okuyarak. Nice çaylar aktı apartmanların bodrum katlarından, bütün aşıkların düşleri ıslak bir yorgan gibi ağır ve yamalı; bahçelere oturup birer efkar sigarası yaktık. Ve düşlerimizin dumanından sevgililerimizin boyunlarına sevdalı türküler taktık.Yalnızlığımdan söz ettim sana. Artık yalnız olmadığını söyledin. Belki de kendini bilmez bir yalnıza verilecek en doğru cevabı seçtin. Ama herkesin kavak ağaçları gibi desteksiz sallandığı yalnızlığın bir gün konuğu olursan, bu cevabın ne kadar derin izler bıraktığının anlayacaksın, en güzel uykulardan uyaran korkulu bir düş gibi.Ama yine de ben sana söylenmedik sözler büyütüyorum bahçemde. Gülleriyle gözyaşlarına dokunabilmek için. Sana uzanmak için bir sevgilinin elinde. Ve eğilip öptüğün dudaklarında nemli bir gülümseyiş olabilmek için.Benim anlamadığım, bu kadar konuştuğumuz halde nasıl duygu oluşturamadığımız. Nasıl farkına geç vardığım senin. Seninse beni hiç düşünmediğin kabullenmesi asıl zor olanı. Çünkü benden bir parça kadar yakınsın bana. Hiç ayrı insanlarmışız gibi gelmiyoruz aklıma. Alışamıyorum senin başka birine aşık oluşuna.Yirmi günlük tuttum senden sonra. Baktım ki yirmi ayrı sen yazmışım sayfalara. Meğer ne çok sen tanımışım. Oysa başkaları da vardı hayatımda ve ben aşk yaşıyordum güya. Bir yapraktan yirmi sayfa nasıl yazılır diye sorma. Yüreğinden başka sığınacak yeri olmayanların daha kalın bir kitap yoktur hayatında. Senin yüzün yansımış bütün sayfalara. Bana okumak düştü yalnızca belki temize çekmek bir de uyarınca.Uzun zamandır ilk defa korkuyorum hayatımda. Kaybetmeyi göze alamayanların, kazanacakları bir şeyleri yoktur. Ama göze aldıklarım arasında seni kaybetmek yoktu. Ben seni istedim sevgiye susamış kollarımın arasında yalnızca. Ama sanırım seni kaybetmeyi de öğretiyorsun bana, sevmeyi öğrettiğin üslupla. Tıpkı kazanmayı bilmeyenlerin, kaybedecekleri bir şeyleri olmayacağı gibi, seni de kaybettiklerimin arasına yazıyorum usulca. Melekler kendi cennetlerinde yaşamalıdırlar, unutma.Hoşça kal sevgili meleğim.Başını bir dostun yastığında unuttum. Yüzün siliniyor hafızamdan yavaşça.Hoşça kal sevgili meleğim.Hoşça kal…

Yazar-şair

Yalnız kuşlar titrer rüzgarda... Tüneyecek dalı olmayanların yüreklerindeki soğuğu kırabilecek hiç bir sıcak yoktur. Bu yalnızlığın derinlerdeki değersizlik, kırgınlık, sürekli hırçınlık ve alınganlığı yeniden ürettiğini anlamak için bir miktar tercihli olmayan yalnızlığı yaşamak gerek.

YORUMLAR KAPATILDI