HALA

Artık kartpostallar yok biliyorum
Ama kıyak resimlerle doludur telefonun
Birini güzel bir yazıyla döşeyip gönder bana ne olur
Sevmen şart değil insanlık ölmedi ya
Hatırlanmış olmak mesele
Unutulduğum şu koskoca dünyada

Bir selam gönder geziye gittiğin Bolu Dağı’ndan
Rize’den, Trabzon’dan, Kaz Dağları’ndan
Ya da çocuğunun elinden tutmuş gezerken
Çarşıdan, kahveciden, pastaneden, pazaryerinden
Biliyorum artık selam göndermek yok
Ama merhabalar var halen
Olsun gönder
Ben iyilik anlarım sen merhaba de bana.
Sızan yağmur gibi upuzun saçlarından
“Yaşıyorsan mutluyum yazarım ben de”
Akan gözyaşlarımdan

Artık kavuşmak yok biliyorum
Hem kavuşup da ne olacak
Yaşımızı almışız işte, ölümü kovalıyoruz bak
Şimdi güzel olan hala aynı dünyada yaşamak.

SEN

Sen benim en güzel sözümsün
Adını çok söylememem bundan

Sen benim en ince sızımsın
Kalbime düştüğünde sızlanmam

Sen benim en güzel yüzümsün
Arkana gizlenirim utancımdan

Sen benim en büyük hasretimsin
Kavuşma ümidi hiç olmayan

PİŞMAN DEĞİLİM

Biliyorum diyeceksin
Seni ben tarlada çocukken tanırdım
Elinde yaba, kaba saba halinle
Çita adında bir maymunu taklit ederdin
Şarkı söylerdin avazın çıktığınca

Diyeceksin biliyorum
En görkemli anımda hem de
Gururla yükselirken başım
Yırtık ayakkabımı, kirli gömleğimi
Bir bakışın için neleri verdiğimi

Hayat bu sevdiğim
Ben de buyum biliyorum
İstesem de olamazdım başka biri
Sen sen olduğunca sevilecektin
Oldukça çevrende benim gibi biri
Pişman değilim

MAZİ

Geçmişten bir sestin, bir resim belli belirsiz
Gülüşünde buruşmuş bütün duygular
İsli ekmek ocağının yanı başında
Gözleri yaşlı kadınsın
Hıçkırığı boğazında düğüm düğüm
Peki söyle ne olur, geçer mi bu duygular

Ya ben neden bu kadar üzgünüm
Bu kadar sevmişken beni
Çocukluğumdaki kadınlar
Neden iyileşmiyor içimdeki yaralar

Seni her görüşte ağlıyorum bil
Sende bütün kadınlarını seviyorum
Çocuk dünyamın.
Yüzüne geçmişe bakar gibi bakıyorum hayranlığım ona.
Nasıl topladın bunca şeyi o masum ve hüzünlü yüzünde söyle bana

ÖZLEM

Sen gelmeyince yürümüyor su toprağıma
Aşk diyorsam bir su hikayesi aslında
Sevişmek belkide gece gündüz
Su başında, tepede, ağaçların altında
Gönül istediğince salınmak ulu orta
Öpmek istediğinde öpmek kalçalarından, memelerinden
Gözlerinden, en güzel yerlerinden

Kavuşmak diyorsam her gece her gündüz
Kerem, aslı, leyla, mecnun misali
Hepsi hava, hepsi boş laf
Bünyem seni istiyor, karnıma ağrılar giriyor
Aklım yerinde değil, vücudum almış başını gidiyor
Dur durak bilmeden, kasılıyor, hayaller görüyor
Tenin tenime değmeyince
Terin karışmayınca terime durmayacak bu deprem
Elimde değil
İçimde bir hayvan uluyor olur olmaz
Düşün ben ne yapmalıyım dağın başında, ovanın düzünde
Kışında mevsimlerin, baharında yeşilin, sarısında güzün

Susmuyor içimdeki ses
Çekiyor yularımı hoyrat ve kösnül
Odam desen “kireç tutmuyor kumunu karmayınca
Sevdam desen “baştan gitmiyor sarılıp yatmayınca” misali
Karanlıktayım.

GEÇERKEN ZAMAN

Ağacını kaybetmiş bir yaprak düşüşü benimki
Uzunca bir süre tutunduğum en güzel yerden
Salına salına uçmak boşluğa
Hafif bir rüzgâr öpüyor saçlarımdan
Kuşlar selam vermiyor çığlığıma
Sadece hüzün var içimde sadece hüzün
Kuru ve sert zemine yaklaşırken yüzüm

Her gün görmeye alıştığım yüksekler yok artık
Yok artık başını kaldırıp gülümseyen gözler
Kaygılı bakışlar almış yerini
Üzerime basıp geçecekleri belli ki
Kaybetmek biliyorum benimki

Ama yaşadım uzun bir ömrü en yüksek noktada
Dumanlarla yarıştım zaman zaman
Sevdalara tanık oldum en içlilerinden
Gölgemde sevişti aşıklar en mahrem sözleriyle
Az mı geliyor sana bütün bunlar
Öyleyse eğer, yaşa ve gör sende
Tek bir anından bile şikâyet etme

BEN SANA

Ben sana söylerim bütün türkülerimi
Sana yalvarır, senden yardım dilerim
Başka kimseyi veya şeyi değil
Bir tek seni severim kalbim dolusunca

Ben sana koşarım ayaklarım koştukça
Sana susarım kalbim kırıldığında
Sana dolarım, sana boşalırım ömrüm oldukça
Ben senden başka neyim ki içimde sen oldukça

Ben unuturum dünyayı inan
Kutupta buzlar mı erimiş
Yukarda ozon mu delinmiş
Ölenler ölmüş, kalanlar kalmış unuturum
Ben sana yaşarım bu hayatı
Kuşları, böcekleri, bitkileri, havayı
Senin için severim

Sen yoksan nefes alamam her yer oksijen olsa
Duyamam kuşların en güzel şarkılarını
Ne yeşili güzel, ne mavisi denizin
Sen yoksan hayat keder, her günü bayram olsa